28 Şubat 2013 Perşembe

Kelebeğin rüyası...

Sanki Türk filmi seyretmiyoruz
Görüntüler müthiş
Dram,hastalık,fakirlik hepsi çok gerçek
Çok hüzünlü ama ağlatmaktan çok boğan bi hüzün,
Çünkü yazmak için kağıt bulamayan şairler,
Tedavi için kabul edilmeyen veremliler,
Ayaklarında zincirle zorla madende çalıştırılan köylüler var.
Zonguldak,Heybeliada çok güzel
Oyuncular da çok iyi,
Ama
Biraz tutuk,bazen kopuk
Biraz akmıyor ve gereğinden uzun.
Yakaladığınız birçok duyguyu kaybettirecek kadar uzatılmış.
Ama izlenmeli,
Çünkü farklı
Çünkü şiir var.
Film de zirve olabilecekken uzatılıp etkisini yitirmiş bir şiir gibi..
Yine de şiir gibi...

Öldükten Sonra
Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O,yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan...
Muzaffer Tayyip Uslu


24 Şubat 2013 Pazar

İstanbul Hatırası-Mustafa Ceceli-Eş dostla kahvaltı

Uzun zamandır bazı özel tiıyatro oyunlarını izlesek de Şehir Tiyatrolarının oyunlarına gitmemiştik.Geçen hafta Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde İstanbul Hatırası'nı izledik.İyiki de izlemişiz,Şehir Tiyatroları sahnesi,oyunu,dekoru,havası oldum olası bana iyi geliyor.Oyunu da çok beğendim.İlk defa bir tiyatro oyununda gerçekten gözlerim doldu,kendimi tuttum ağlamamak için.Sadece sarı gelin türküsünü dinlemek için bile gitmeye değerdi.Bir de tabii Toron Karacaoğlu için.Hem gülmek,hem hüzünlenmek için gidilecek bir oyun.Ama koca salonda sadece ön sıralar doluydu,Kadıköy,Harbiye,Fatih gibi sahnelerde zor yer bulunurken buranın böyle boş bırakılması yazık.
Cumartesi günü de Mustafa Ceceli konserindeydik.Sahne performansı çok iyiydi,çaldı ,söyledi,dans etti.Sesi konserin başından sonuna kadar gücünü kaybetmedi.Efendiliği de konserde bile belli.Tabi en güzeli duygusal şarkılarıydı bence.
Bir de eş dostla yapılan kahvaltılar,çay saatleri,havayı güzel gören minik kuşun park maceraları var.Türkiye'den Roma'ya gidersin ve orada Türk arkadaşlar edinip dönersin.Sonra o arkadaşlarla kahvaltılarda buluşursun.Bizim cumartesi kahvaltımız bu buluşmaydı işte.
Ertesi gün de evimize gelecek bebek için heyecan yaşayan bir minik kuş vardı.Ben bebeğe canım bebek,bitayem bebek diycem dedin.Gelince bütün oyuncaklarını onun kucağına doldurmaya çalıştın.Ayağını gıdıkladın,uyurken gidip gidip baktın.Onu kucağımda tutarken hiç kıskançlık yapmadın.Çok tatlıydın ve misafir severliğin doruğundaydın yine.











21 Şubat 2013 Perşembe

Doğumgünüm

Annen 30 yaşına girdi minik kuşum..Sen yine büyük bir sevinçle mumları üfledin,bana bırakmadın.Senle bazen bir bebek bazen 100 yaşında biri olarak buluyorum kendimi.İnsanın bir çocuğu olunca kendi doğumgünü çok anlamsızlaşiyor sanki.Senin doğumgünlerinde duyduğum heyecanın zerresi yoktu.Ama baban bana alabileceğim en güzel hediyeyi verdi..Belki beni bukadar mutlu edecek başka bir şey bulamazdı.
Sen artık minik bir adam gibisin minik kuşum.Daha dün bir bebekken şimdi sabah akşam bır bır bır konuşan,konuşurken de bizi hayretlere düşüren minik bir bireysin artık.Gitmek istediğin yerler,giymek istediğin kıyafetler,genellikle sevdiğin bazen de sevmediğin insanlar,market sepetine attığın çikolata,oyuncakların var artık senin.Dün akşam söylediğin anlamsız bir kelime için o da nerden çıktı sorumuza "beratberkin hayal dünyası" diyerek yine bizi şoka uğrattın.
Nihayet ilk defa biz olmadan spor salonunun oyun alanında kendi kendine oynadın.Artık biz spor yaparken sen de aşağıda oyun oynayabileceksin.Biz de ödül olarak seni havuza soktuk.Bayıldın tabi havuzda çığlıklar ata ata yüzdün yine.
Yine misafirlerimiz geldi,arkadaşın Bilal ile minik tartışmalar yaşayarak oynadınız.
İkeadaki oyuncak alanında en ilgi gösterdiğin şey abaküs oldu.Sokakta arkadaşlarınla oynadın.Yine gezmeli tozmalı arkadaşlı bir hafta geçirdin.
Hastalığın uzun sürdü ama sana şırıngayla binbir çileyle verdiğim,hatta sonunda sen beğenmediğin için benimse sinirden çoğu kez ağlayarak yediğin ballı zencefiller,kuşburnu pekmezleri,adaçayları işe yaradı.Bir hastalığı da ilaçsız,antibiyotiksiz-şükür-atlattın.
Bir de yeni robotun var.Evet onu aslında biraz kendimiz için aldık itiraf ediyorum.Hareket etmediği zaman robotunu çok sevsen de yürümeye başladığında git git gelmee diye bağırıp kaçıyorsun.Ama bence biraz daha büyüdüğünde en favori oyuncaklarından biri olacak.















13 Şubat 2013 Çarşamba

Kamelyalı Kadın ve biraz alışveriş..

Cuma akşamı "Kamelyalı Kadın" tiyatro oyununa gittik.Koştura koştura zar zor yetiştik oyuna.Oyun için aslında hiç yazmayayım dedim ama oyuna giden beş kişiden beşi de uyanık kalmak için zor dayanınca ve yan tarafımda oturan beyin esnemekten içi çıkınca,üstelik gitmeden bir yorumlara bakayım dediğimde pek de bir yorum göremeyince bari ben yazayım dedim.
Oyuncuların hepsi muhtemelen o akşam kötü bir haber aldılar,hepsi bitsede gitsek diye oynadı,hepsi sık sık şaşırdı.Tamam metin zaten kısıtlı bilerek gittik ama bu kadar sıkıcı olabileceğini tahmin etmemiştim doğrusu.Üstelik müzikalleri çok severim,oyundaki canlı müzik de olmasa-ki maalesef şarkıları da beğenmedim-salon gerçekten topluca uyuyacaktı.Ne o döneme gidebildik,ne Fransa'ya,ne bir aşk görebildik ne bir tutku,ne bir hüzün..Hande Subaşı'nın sesi güzelmiş dışında konuşacak bir şey yoktu çıkışta.
Bunun dışında yine Soobe haftasonu herşey yarıfiyattı almadığımız pijama takımları kalmıştı,onları aldık.Fatih'e yolum düşmüşken üç katlı üstelik outleti de olan English Home'a girmesem olmazdı.Ufak tefek defolu ürünlerini yarı fiyatına aldım,hiç aklımda yokken sanırım biraz da herkesin aaa onu nerde buldunuz soruları üzerine-tekti çünkü-elimden de bırakamadan bir de iki kanat perde aldım.Bir de fiyatı gerçekten uygundu.
English Home sana madalya vermeli dese de birileri,benim daha alacak çok şeyim var oradan.
Ayrıca yine twigy indirimine dayanamayarak pufidik,keçe terliklerle çok beğendiğim ev ayakkabılarını aldım.
Bütün ısrarlara ramen Celal ile Ceren'e de gitmedim.Hiç de pişman değilim.









4 Şubat 2013 Pazartesi

Bizden birşeyler...

Yine alışverişle dolu bir hafta geçti.Heryerde indirimler almış başını gidiyor ama benim alışveriş yapmak için kısa kısa anlarım oluyor.Çok uzun zamandır Taksim'e gitmemiştim 2 saatliğine gitme fırsatım oldu.İlk Terkos pasajına gitmek istedim,şu meşhur janjanlı stradivarius kazaktan başka da birşey bulamadım.Mangoda çok ucuza çok şey vardı ama kalabalık öyle bunaltıcıydı ki bakasım,alasım gelmedi.Sephora indiriminde ise sadece göz kalemleri kalmıştı.
Yemek içinse canım ev yemeği istediği için-evet ben çoktandır yapmıyorum-Afacan'da girdik ama ııhh,cıks olmamış .Her zaman bildiğinden şaşmayacaksın.
Linens'teki büyük tül indiriminde de uzun zamandır istediğimi yaptım ve tülleri de değiştirdim.% 70 indirimle metresi19.90'a gelen tüller var ama çoğunun da stoğu kalmamış.Hele minik kuşun odasına bir tül buldum ki sanki bu odaya özel dikilmiş.
Bu arada minik kuşum hala öksürüyor.Bu kez doktora götürmedim,ateşi çıkmadıkça götürmeyeceğim dedim umarım yanlış yapmamışımdır.Çok zor geçen bir kaç günün ardından biraz daha iyisin minik kuşum.Yemek yemiyorsun,çay içmiyorsun,bal ve pekmez görünce kapıların arkadına girip verme annee diye bağırıyorsun,gecenin bir yarısı kalkıp hadi kalkalım diye salona gidiyorsun.Bütün gün aç durduğun için bana gece 12 'de kurabiye yaptırıyorsun ve tabi sen de yapıyorsun.-şimdiiyııdız yapalım,şimdii ayaba yapalıım-Ama bence zencefilli bal ve adaçayı sana iyi geldi minik kuşum.Faydasız öksürük şuruplarından iyidir değil mi..