Cuma akşamı "Kamelyalı Kadın" tiyatro oyununa gittik.Koştura koştura zar zor yetiştik oyuna.Oyun için aslında hiç yazmayayım dedim ama oyuna giden beş kişiden beşi de uyanık kalmak için zor dayanınca ve yan tarafımda oturan beyin esnemekten içi çıkınca,üstelik gitmeden bir yorumlara bakayım dediğimde pek de bir yorum göremeyince bari ben yazayım dedim.
Oyuncuların hepsi muhtemelen o akşam kötü bir haber aldılar,hepsi bitsede gitsek diye oynadı,hepsi sık sık şaşırdı.Tamam metin zaten kısıtlı bilerek gittik ama bu kadar sıkıcı olabileceğini tahmin etmemiştim doğrusu.Üstelik müzikalleri çok severim,oyundaki canlı müzik de olmasa-ki maalesef şarkıları da beğenmedim-salon gerçekten topluca uyuyacaktı.Ne o döneme gidebildik,ne Fransa'ya,ne bir aşk görebildik ne bir tutku,ne bir hüzün..Hande Subaşı'nın sesi güzelmiş dışında konuşacak bir şey yoktu çıkışta.
Bunun dışında yine Soobe haftasonu herşey yarıfiyattı almadığımız pijama takımları kalmıştı,onları aldık.Fatih'e yolum düşmüşken üç katlı üstelik outleti de olan English Home'a girmesem olmazdı.Ufak tefek defolu ürünlerini yarı fiyatına aldım,hiç aklımda yokken sanırım biraz da herkesin aaa onu nerde buldunuz soruları üzerine-tekti çünkü-elimden de bırakamadan bir de iki kanat perde aldım.Bir de fiyatı gerçekten uygundu.
English Home sana madalya vermeli dese de birileri,benim daha alacak çok şeyim var oradan.
Ayrıca yine twigy indirimine dayanamayarak pufidik,keçe terliklerle çok beğendiğim ev ayakkabılarını aldım.
Bütün ısrarlara ramen Celal ile Ceren'e de gitmedim.Hiç de pişman değilim.
13 Şubat 2013 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder